HAKİMİYYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH´INDIR
  Hüküm Sadece O´nundur. O Rahman ve O Rahimdir. Ne zaman Tevhid, hak ve adalet Tebliğ edilmeye başlanmış ise karşısına şirk, batıl, zulüm dikilmıştir!
 
Arabic
English
Deutsch
Kürtce
Bosnak

ANA SAYFA

E-Mail

 
Kitaplar:

Hilafet ve Halife

Beyyine - 1 -

Beyyine - 2 -

Beyyine - 3 -

Beyyine - 4 -

Hakimiyyet -5 -

8 Kasım 2010 dan beri

10187
M.Kemal (Atat.)
  28561
 

H U T B E L E R Cemaleddin Hocaoğlu (r.a.)

HUTBE - 2

 Hutbemizin mevzuu: Kur'an-ı Kerim'e göre insan

Muhterem müslümanlar!

Kur'an-ı Kerim'e göre insan üç kısma ayrılır: Mü'min, kâfir, münafık!

Mü'min demek, kısa ifadesiyle hem dilinde hem kalbinde "İman" olan kimse demektir. İman hakikatlarına kalbiyle inanır, kalbiyle tasdik eder ve ikrarda bulunur. İşte mü'min budur, gerçek müslüman budur, yani iç de müslümandır, dışı da müslümandır.

Kâfir ise o kimsedir ki; iman hakikatlarını, imanın şartlarını ne kalbiyle kabul ve tasdik eder ne de bunları diliyle söyler. Onun dilinde de inkâr ve küfür vardır. O, mü'min insanın tam zıddına içi de kâfirdir, dışı da kâfirdir.

Münafıka gelince; İçi dışına uymayan, dili başka, kalbi başka olan acaib olan bir insan tipidir. Diline bakarsınız, bazı hareketlerine bakarsanız bu müslümandır dersiniz; gücünüz yetse de kalbini açıp görseniz imandan yoksun olduğunu göreceksiniz ve  bu kâfirmiş diyeceksiniz. Demek oluyor ki, münafık öyle bir mahluktur ki, diliyle ben müslümanım dediği halde, hatta yerine göre namaz kılıp oruç tuttuğu, zaman zaman İslam'dan söz ettiği halde kalbiyle İslam'a, İslam dinine inanmaz, iman hakikatlarını kabul ve tasdik etmez. O halde münafık, dışı ile müslüman görünürse ise de içiyle kâfirdir...

Aziz ve muhterem müslümanlar!

Bu girişten sonra, bu üç insan tipini bir de Kur'an-ı Kerim'den dinleyelim.

Bakara sure'sinin ilk dört ayetinde Cenab-ı Hakk mü'minlerden, mü'minlerin hal ve hareketlerinden bahsedip onları medh-ü sena ederken, kâfirlerden iki ayetle, münakfıklardan ise onüç ayetle söz etmekte ve bunların küfür ve münafıkane hareketlerini bütün açıklığıyla gözönüne sermekte ve bütün dünyaya bunları tanıtmaktadır.

"Mü'minler kimlerdir?" sorusunun cevabını Kur'an'dan ve Kur'an'ın tefsirinden dinleyelim:

"Mü'minler takva ehlidir; onlar gaybe inanırlar, gayb âlemini kabul ve tasdik ederler. Yani Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret hayatına, kaza ve kadere inanır ve tasdik ederler; dinin direği olan namazlarını kılar ve zengin fakir arasında köprü mesabesinde olan zekatı verirler; gelmiş geçmiş bütün peygamberlere ve bütün kitaplara istisnasız olarak inanırlar ve nihayet İslam'ı bütünüyle bilir ve bildirirler, yaşar ve yaşatırlar; söz, fiil ve hareketleri hep İslam'dır, İslam'a göredir; şeriat'tır ve şeriat'a göredir, onların nizamı İslam, anayasaları Kur'an'dır. İslam'dan başka anayasa tanımaz ve kabul etmezler, başkalarına karşı çıkar ve şiddetle reddederler."

Çünkü, o gerçek mü'minler bilir ve inanırlar ki, yaratan Allah'tır, hem her şeyi yaratan Allah'tır. O'ndan başka yaratıcı yoktur, insanı yaratan da O'dur. Mülk O'nundur, dünya O'nundur, O'nun mülküdür; mülkde ortağı ve benzeri yoktur; bütün kâinatı, bütün semavatı, bütün hayatı o yaratmıştır. Kâinat şaşmıyorsa, birbirine çarpmıyorsa, gece gündüz birbirini takip ediyorsa; gök cisimleri düzenli ve ahenkli hareket ediyorsa, yerle gök arasında sıkı bir işbirliği hüküm sürüyorsa, canlıların beden yapıları, beden yapılarındaki sinir sistemleri, dolaşım sistemleri, duyu organları akıllara hayret verecek bir tarzda iş bölümü ve işbirliği halinde şaşmadan, sapmadan çalışıyorlarsa bütün bunlar tek sebebe bağlıdır ve tek elden idare ediliyor.

O da Allah'ın nizamıdır, Allah'ın koyduğu kanunlardır. Evet, bütün kâinat; Allah'ın koyduğu kanunlara uyduğundan tam bir ahenk ve düzen içerisinde devam etmekte ve sürüp gitmektedir, kâinatta ne serseriler vardır, ne de sarhoşlar, ne de haydutlar, ne de anarşistler; her şey yörüngesine oturmuş, ilahî emir ve tavsiyelere göre hareket etmekte, kendilerinden beklenen hedef ve gayeye doğru gitmektedirler. İşte gerçek mü'minin hayat anlayışı ve hayat felsefesi budur!

Keza; yine mü'min bilir ve inanır ki, kâinatta hakim olan ilahî kanunların bir benzerini  de Allahü Azimüşşan peygamberleri vasıtasıyla insanlara göndermiş ve indirmiştir. İnsanoğlunun, ferd ve ailenin, vatandaş ve devletin huzur ve sükunu, refah ve saadeti ancak Allah kanunlarına, Allah'ın şeriat'ına, Kur'an anayasasına uymakla mümkündür. Kâinatın ahengini sağlayan Allah kanunları insanlar arasında da ahengi sağlamak için gelmiştir; insanların birbirini sevmesi ve sayması için gelmiştir. Birbirinin sevinçlerine katılmak elem ve kederlerini paylaşmak için gelmiştir, başı boşluğa, dağınıklılığa ve anarşiye meydan vermemek için gelmiştir. Adaleti tesis edip haksızlığı kaldırmak için gelmiştir, kardeşliği yerleştirip düşmanlığı bertaraf etmek için gelmiştir ve nihayet devlet olup müslümanların saadetini, dünyanın ahengini sağlamak için gelmiştir. İşte gerçek mü'min budur, böyle düşünür, böyle inanır ve kendisine görev bilir. Hidayette olan da kurtuluş ve yükselişe erenler de böyle olan mü'minlerdir.



HUTBE - 1 Hutbemizin mevzuu: "Fatiha" suresidir
   
www.seriat.net. Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz