HAKİMİYYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH´INDIR
  Hüküm Sadece O´nundur. O Rahman ve O Rahimdir. Ne zaman Tevhid, hak ve adalet Tebliğ edilmeye başlanmış ise karşısına şirk, batıl, zulüm dikilmıştir!
 
Arabic
English
Deutsch
Kürtce
Bosnak

ANA SAYFA

E-Mail

 
Kitaplar:

Hilafet ve Halife

Beyyine - 1 -

Beyyine - 2 -

Beyyine - 3 -

Beyyine - 4 -

Hakimiyyet -5 -

8 Kasım 2010 dan beri

10187
M.Kemal (Atat.)
  28561

 

H U T B E L E R Cemaleddin Hocaoğlu (r.a.)

Hutbemizin mevzuu: "Fatiha" suresidir

 Aziz müslümanlar!

Bugün sizlere Fatiha suresinden ve onun getirdiği hükümlerden, denizden katre mesabesinde, bahsetmeye çalışacağız.

Önce mealini verelim:

"Hamd, O Rabb'ülâlemin'e, O Rahman, O Rahim, O ceza gününün maliki Allah'ım!  Sade sana yaparız (kulluğu ve) ibadeti ve sade senden dileriz (yardım ve) inayeti. (Ya Rabb) hidayet eyle bizi doğru yola; o kendilerine in'am ettiğin bahtiyarların yoluna; ne o gazap olunanların yoluna, ne de sapıkların!"

Mealini gördüğümüz Fatiha suresi, Kur'an-ı Kerim'in 114 suresinden biridir ve birincisidir. Büyük Kitab'ımızın başında bir taç gibi yer alır ve Onun mukaddimesini yani ön sözünü teşkil eder. Mekke'de nazil olan, Medine'de nüzülü tekerrür eden bu sure-i celile'yle bilittifak yedi ayetten ibarettir. Besmele'yi bir ayet sayanlar "Gayril ma'dubi aleyhim veladdallin"i bir ayet saymamışlardır.

Muhterem kardeşlerim!

Fatiha suresi, beş-altı satırlık, çok kısa bir metin olmasına rağmen mânâ ve hikmet yönünden bitip tükenmeyen bir hazinedir. Kur'an-ı Kerim'in bir hülâsası, bir özetidir. İlim ve irfan gözüyle Fatiha penceresinden Kur'an'a bakan bir insan, ilim deryalarını, sayısız nimet ve lütuf sergilerini gezer dolaşır, görür ve müşahede eder; hayranlığı artar, ilmine ilim katar, imanı bütünleşir, ameli olgunlaşır, Mevlâ'sına yaklaşır, adım adım yaklaşır.

"Elhamdulillahi Rabb'ilâlemin. Er-rahmanirrahim. Maliki yevmiddin" ayetlerini okudukça, cümlelerini tekrar ettikçe, zat ve sıfat ism-i celillerini zikrederek gayb âlemlerinden ve makamlarından geçe geçe "İyya kena'budu" makamını da geçer "Ve iyya kenestain" makamına şuhud ve huzur makamına yükselir ve işte orada o kadar yaklaşır ki, Mevlâ'sına hitab eder, arada vesile yok, vasıta yok, perdedar yok, tercüman yok; doğrudan doğruya hitap eder, alış-verişini yapar, ibadet ve ubudiyyetini arzeder, takdim eder, talepte bulunur, yardım ister. Ne yardımı ister? Ev yardımı mı? Hayır! Mal yardımı mı? Hayır! Can yardımı mı? Hayır! O makam yüksek makamdır, o makam yüce makamdır. O makamdan öyle adi şeyler, öyle dünyevî varlıklar istenmez. O makamdan büyük şeyler, hayatî önemi var olan şeyler istenir, o makamdan hidayet istenir, o makamdan sırat-ı müstakim istenir, o makamdan hakka giden, hakikatlar âlemine giden, sonsuz hayata giden Mevlâ'nın rızasına, yaratanın rahmetine giden yol istenir. İşte böyle bir yolda düşmeden, şaşmadan, yılmadan ve yorulmadan mesafe almak istenir. O makamdan; peygamberler, veliler, sıddıklar, şehidler ve salihler gibi Mevlâ'nın güzide ve seçkin kullarıyla hem-hal omak, onların refakatinde bulunmak, onlarla arkadaş olmak, onların izinde olup onları takip etmek istenir; onların mürşitliğinde, onların rehberliğinde yol almak, ilerlemek istenir...

İşte ey müslümanlar!

Kul, namazdan ibaret olan miraç yolculuğunda "İhdinessıratal mustekim, sıratallezine en amte aleyhim" derken, "Ya Rabb'i! Ey âlemlerin, rahman ve rahim olan, ceza gününün de hakimi bulunan Allah'ım! Beni "Sırat-ı Müstakim"e, doğru yola, hak yoluna hidayet buyur! O yol ki, sen o yolu; peygamberler, veliler... gibi güzide kullarına hidayet ettin, in'am ve ve ihsanda bulundun. İşte beni de bu yola hidayet eyle! Bana da bu yolu lütfet! Bana da bu yolu in'am ve ihsan da bulun, Ya Rabb'i!" diyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Şu husus da bilmeniz lazım gelir ki, her şey zıddıyle bilinir, tersiyle daha iyi anlaşılır. Özellikle önemli meseleler anlatılırken zararlı taraflarından, tehlikeli yönlerinden de söz edilir. İşte bu hikmete binaen olsa gerek ki, Mevlâ'sının rızasına doğru yol alan, gereken makamları bir bir geçen Mi'rac ve namaz yolcusu dua makamında yine duruyor, manevî ellerini kaldırıyor ve diyor ki, "Ya Rabb'i! Her şey senin elinde istediğine hidayeti verir onu aziz edersin, istediğini delalate düşürür onu zelil edersin; istediğini gazabına uğratır onu perişan edersin; sen herşeye kâdirsin ya Rabb'i! Hüküm senin, emir senin, irade senindir!..

Ya Rabb'i! Başta hıristiyanlar olmak üzere, delalete düşen, sapıklığa giden kişilerin sayısı çoktur ve yine başta yahudiler olmak üzere gazabına uğrayanlar da az değildir. Bunların yoluna gitmekten, bunların yoluna düştüğü derecelere düşmekten beni koru Ya Rabb'i! Keza Ya Rabb'i! Müslüman geçinen ve fakat yahudi ve hıristiyanların oyununa gelip "Ben de müslümanım!" dediği halde senin şeriat'ına hor bakan, senin şeriat'ına "zamanı geçmiştir" diyen, "modası geçmiştir, çöl kanunudur" diyen münafıklardan eyleme Ya Rabb'i! Müslüman olduğunu iddia ettiği halde "ondört asır önce gelen kaide ve kurallarla devlet yönetilemez" diyen kâfirlerden eyleme ya Rabb'i! Gönderdiğin dini ikiye bölüp yarısını yani dünya ve devlet işlerini kendilerine, kendi putlarına ayıran, İslam'ı devlet olmaktan, Kur'an'ı anayasa olmaktan uzaklaştırıp, laik ve demokrasi gibi küfür ve kâfir kanunlarını getirip kâfirliklerini ilan eden kimselerden eyleme ya Rabb'i! Müslüman olduklarını iddia ettikleri halde hatta namaz kılıp hacca gittikleri halde "şeriat gelmez, biz şeriat'a karşıyız" diyen, küfür ve kâfir anayasalarına oy veren, mallarıyla, kalemleriyle, oylarıyla putçuları, devrin cambazlarını destekleyen şeytanın askerlerinden eyleme ya Rabb'i! Başına sarık saran, sırtına cübbe giyen, laik düzene ve devrimbazlara sadık kalacaklarına ve onları ve devrimlerini destekleyeceklerine yemin edip altını da imza eden din ismi altında dini, kürsü ve minberden yıkmaya çalışan deccalin askerlerinden eyleme ya Rabb'i!.."

Aziz ve muhterem müslümanlar!

Hakikat yolcusu, Mi'rac makamlarında ilerlerken, öyle bir noktaya geliyor ki, orası haydutlarla, haramilerle, münafıklarla, şeytanlarla, deccallarla ve onların askerleriyle dopdolu! İşte tam bu noktalarda Mevlâ'sına sığınıyor ve "Lanet ve gazaba uğrayanların, azıp sapanların gittikleri yola gitmekten, düştükleri duruma düşmekten beni muhafaza et Ya Rabb'i!.." mealinde olan "gayrilma'dubi aleyhim veladdallin" cümlesiyle sözünü bitiriyor. "Amin!" demek suretiyle de altını mühürlüyor.

Ey hakikat yolunun yolcuları!

Namazımızın her rekatında günde kırk defa tekrar ettiğimiz Fatiha suresinin gül bahçesinden sizlere birkaç. demek takdim etmeye ve bu arada zararlı ve Allah düşmanı maahlukları ve onların gittikleri yolları göstermeye çalıştık. Fatiha suresini böyle bilecek, böyle inanacak ve böyle bir şuur içinde okuyacaksınız. Gayret bizden, tevfik Cenab-ı Allah'tan!..

   
www.seriat.net. Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz