..............

m 201

TR AR  DE

Doğru bir hareketin hedefi de, başı da uzuvları da doğru olmak zorundadır!

Hareket dediğimiz zaman, küçük bir ailenin büyütülmüş şekli gibidir. Ailenin temeli ne kadar sağlam olursa, gidişatı da o kadar keskin olur. Bu gidişatın korunmasında ise ailenin sorumlusuna büyük görevler düşmektedir. O, gemisini derin denizlerde ve hırçın dalgaların arasında, zorlukların içerisinde yürüten bir kaptan gibidir. Hedefini şaşırmadan kararlılıkla ve gözü keskin bir nişancı gibi hareket ederse, gemisini doğru istikamette emin bir limana kavuşturabilir. Bu yolculuk engebeli ve zorludur ve zamandan zamana, bir şekilden diğer şekle dönüşebilir!.

Bir hareket bu üç şablondan birisine tabi olur: Ya doğrudur, ya eğrilendir, ya da eğrilmişlerdendir!

Eğer bir hareketin doğru bir gidişatı varsa, eğrilmeye ve eğrilmişlere karşı direnmek zorundadır. Dış etkenlerin kötü etkilerinden korunmanın yanında.. İçindeki doğrulara sahip çıkarak ve eğrilenleri fark ederek, onları ayıklamak zorundadır.
Eğer bir hareket eğrilmeye yüz tutmuşsa, iki tarafa doğru da gelişebilir! Ya doğruların safına yükselebilir, ya da eğrilmişlerin mertebesine yuvarlanabilir. Bu durum yine içerisinde barındırdığı iyilerin ve eğrilerin mücadelesine ve oranına bağlıdır. Hangisi daha ziyade ağırlığa ve etkiye sahipse, hareket de ona göre yol alır ve şekillenir.

Eğer bir hareket son noktaya varmış ve eğrilmişse, onun kurtuluşa ermesi de artık çok zorlaşmıştır. Çünkü bu hal ile artık içerisindeki iyileri dışlamıştır ve eğrilenlerin eline teslim olmuştur. Bu hareketin yeniden dirilmesi ve topluca düzelme imkânı neredeyse sıfırlanmıştır. Hiçbir eğrilen kendisini hatalı ve yanlış safta görmemiştir! Sorun da işte burada düğümleniyor. Eğrilen bir harekete yanlışlığını ispat etmek ve onu doğruların hakikatiyle tanıştırmak çok zordur!. Böyle bir hareketin iyileşmesi, ancak dışarıdaki iyilerin etkisiyle gerçekleşebilir. İçerisindeki fertlerin değişimiyle, bulunduğu eğrilikten düzlüğe çıkabilir.

Velhasıl, doğruların arasında olmak kadar, her daim doğru kalabilme mücadelesini canlı tutmak da vahimdir. Kalpte, fikirde ve fiiliyatta, bir bütün olarak birlik halinde, insanın kendisini doğrunun safında muhafaza eylemesi gerekiyor. Bunlardan birisinin kayması, diğer değerleri de zincirleme olarak peşinde sürükleyebilir. Ve neticede bir ferdin eğrilmesi, bir hareketin eğrilmesine sebebiyet verebilir.

Bundan dolayı bir hareketin hedefiyle, başıyla ve organlarıyla yaptığı icraatlar da, hakikatin safında yer aldığı kadar.. Doğrunun ve hakikatlerin çizelgesinde an be an kalabilmenin mücadelesini vermesi de hayatidir. Öyle ki, bir hareketin bulunduğu safın doğruluğu kadar, o mertebenin değerlerini muhafaza eylemesi ve üzerine titremesi de, bir o kadar önemlidir. Bunlardan birisi, diğerinin vazgeçilmez şartıdır.

Gemiyi doğru limana sürüklemek için dosdoğru bir hedefe,

hakikat aşığı bir kaptana ve samimiyetiyle yolunun sevdalısı bir mürettebata ihtiyaç vardır.

Ne mübarek bir hedeftir bu, ne mutlu bir yolculuk, ne mutlu yolcular bunlar!.

www.seriat.net