..............

m 201

TR AR  DE

İslam dini sulha ve sükûnete çok önem verir!

Bu durum insanın hakikatlere en yakın olduğu dönemdir.

Yanlışlardan dönmesi ve doğruları da kabullenmesi, bir o kadar muhtemeldir.

Hararetli zamanlarda ve karışıklık döneminde durumlar çok farklıdır. Hele hele bir de hayati mesele gündeme gelince, işler tümüyle karışır ve değer yargılarının altı üstüne gelir.

Baskı döneminde ve buhranlı zamanlarda, hakikatlerden önce hisler harekete geçer. Belirsizlikler ve sorunlar arttıkça doğrulara ulaşmak da bir o kadar zorlaşır.

Buhranlı ve sisli dönemlerde hakikatlerin gizlendiği kadar, insanların da gizli ve gizemli karakterleri aşikar olmaya başlar. Her bireyin sorunu çözmeye doğru attığı adımlar, o zamana kadar biriktirdiği bütünüyle vasıflarının ´gizli/aşikar´ hepsini içerir.

Başımıza gelen olaylara gelince, bunlar közün üzerindeki külün haline benzer. Külün yüzeyde dökülmesi için bu imtihanların zelzelesine ihtiyaç vardır.

O salladıkça perdeler kalkar ve asıl kavrulanlar, yananlar ve sönenler ortaya çıkar.

****************************


İnsanın asıl değeri, güneşin tepede olduğu zamanda aşikar olmadığı gibi, en zifirî karanlıkların derinliklerinden gizlidir!.


Bir mesele üzerine herkesin herşeyi bildiğini sandığı ve konuştuğu bir zamanda, bilende bilmeyende birdir.


O mesele üzerine bilenin bilmeyen kadar yeri olur, bilmeyenin de bilen kadar yeri olur!


Yani bu durumda münazaraya girmek, tarafların hakikatları bulması şöyle dursun, haklı çıkma duygusu ağır basar ve nefis araya girer.

Helal ve harama girmediği sürece, o meseleyi zamana bırakmak, takınılacak tavrın en yerinde olanıdır.