..............

m 201

TR AR  DE

HALİD İSLAMBULİ'NİN ŞEHADETİNİN 39. YILI

Mısır'daki hâkim tağutî güçler, bundan 39 yıl önce, 1982 yılının Nisan'ında modern Firavun Sedat'ı öldürdüğü gerekçesiyle Halid İslambuli'yi kurşuna dizerek şehid etmişlerdi.

Halid İslambuli, kendini muhakeme etmek isteyen Mısır Yüksek Askerî Mahkemesi'ne neler söyledi, mahkemenin 5. celesinden bir görelim:

Halid: Konuşmak istiyorum!

Savcı (Dr. S. Fadıl): Halid, senin konuşmaya hakkın yok. Mahkeme sana avukat tayin etti. Ne söyleyeceğini bize söyleyecek.

Halid: Ben, bana avukat verilip beni savunmasını kabul etmedim. Allah, kendine inananları müdafaa eder. Mahkemenin bana tayin ettiği avukat, Mısır'ın Firavun'unu neden öldürdüğümü bilmiyor. Bundan başka o sizden, beni af etmenizi istiyor. Halbuki ben yalnız, beni Allah'ın affetmesini istiyorum. Bu dünya ve ahiret için.

Savcı: Senin bu şekilde konuşmanı, merhum Başkan Sedat'a bu şekilde tecavüz etmeni yasaklıyorum.

Avukat: Mahkemeden, zanlının durumunun göz önüne alınmasını istiyorum. O benimle ne görüştü, ne de bir araya geldik. Eğer Halid devamlı bu şekilde benim konuşmamı kesecekse, mahkemenin beni bu görevden almasını istiyorum, çünkü görevimi yapamıyorum.

Savcı: (Halid'e doğru yönelerek)- Bu şekilde avukatının seni müdafaa etmesine mani oluyorsun. Bu durumda mahkemenin, senin kendini müdafaa etmene müsaade etmeyecek. Bundan dolayı avukatına şans ver, konuşsun seni müdafaa etsin.

Halid: Avukat istemiyorum. Ben 44 milyonluk bir memleketin insanını müdafaa ettim, kafalarını şerefle kaldırttım. ALLAH yardım ile, ALLAH'ın kanunu ve Kitab'ının kurallarını kaldırma, utancını sildim. İhanet antlaşmasının imzalanması utancını sildim.

Savcı: Halid, sana defalarca bu antlaşmaları yapan siyasî lidere hakaret etmemeni ihtar ettim. Seni bu konuşmalarından ötürü, mahkeme dışında bir odaya kapatacağım ve savunmanı avukatına bırakacağım. Sana unuttuğun bir şeyi de hatırlatayım, Camp David antlaşmasını yapılan refarandum neticesinde halk kabul etti, parlemento tasdik ederek kanunlaştırdı. Ve her kim bu (Camp David) antlaşmasına karşı çıkarsa cezalandırılmasına da karar verdi. İşlediğin suç yetmiyormuş gibi bir de konuşuyorsun, bu konuşmalarından dolayı da seni muhakeme edeceğiz.

Halid: Arzum, bunu yapman, ben bu durumda 1958 yılında Mısır ulemasının verdiği bir fetvaya değinceğim. Bu fetva, İsrail'le antlaşma yapamayacağını belirtir. Bunun haricinde saldırganın topraklarımıza tecavüz etmesi desteklenmiş oluyor.

Bu durumda ihanet eden kim? Ben mi? Sedat mı? Divan heyeti bu mahkemeden önce ettiği yemine saygı göstererek, gerçeği söylemelidir.

Savcı: Kimin kimi muhakeme ettiğini merak ediyorum. Sen mi bizi muhakeme ediyorsun, yoksa biz mi seni? Hâlâ avukatının seni müdafaa etmesini istemiyor musun?

Halid: Muhakeme ve cezalandırma sadece ALLAH'a mahsustur. Sedat'ı ben öldürdüm, çünkü:

Birincisi; İslam kanunlarını yasakladı. İnsanları boş hayallere sürükledi.

İkincisi; Dinin politikaya, politkanın dine karışmayacağını söyleyerek, ALLAH'ın dinine ihanet etti. ALLAH'a yakaranlara saldırı, haksız yere onları suç işlemedikleri halde hapis etti.

Üçüncüsü; İnsanlara kötü örnek oldu. Televizyonda, sinemalarda, gece kulüplerinde ahlaksızlığa müsaade etti. Hatta bu ahlaksızlığı yayanları mükâfatlandırıldı.

Savcı: Yeter Halid! Otur!.. Sen kendi düşüncelerini açıkladın, bundan sonra sadece sessiz oturacak ve olan bitenlere seyirci kalacaksın. Bir kere daha konuşursan, mahkeme dışına çıkarılacaksın.

Halid: Konuştuklarım bana yeter, sözlerimi zapta geçirin, çünkü bu yöneticilere niçin karşı geldiğimin ifadesidir. Bırakın ALLAH'ın Kitab'ı aramızda hakem olsun!

Zalim Mısır mahkemeleri tabii, ALLAH'ın kitabını hâkem olarak kabul edemezlerdi. Onlar, Mısır Firavun'larını ve tağut rejimi, ülkelerini ABD'ye, Siyonizme satan bir rejimi korumak ve kollamak gayesinde ve vazifesinde idiler, cahiliyet gayreti ile zalimleri müdafaa ediyorlardı.

Hedefleri, Halid İslambuli ve arkadaşlarını şehid etmekti. Sonunda göstermelik muhakemelerle Halid'i ve arkadaşlarını kurşuna dizdiler.

Yüce Allah'ımızın rahmeti şehidlerimizin üzerine olsun. Bu geçici dünya hayatı uğrunda zalimlerden yana mücadeleye Seyyid Kutup'ları ve Halid'leri şehid eden Mısır mahkemelerine Kur'an-ı Kerim'in şu ayetini hatırlatalım:

"İşte siz (ey hainleri müdafaa edenler)! Öyle kimselersiniz ki, cahiliyyet gayreti ile dünya hayatı uğrunda o hainlerden yana mücadeleye atılmışsınız. Kıyamet gününde, onlara azap edilirken, kendileri hesabına ALLAH'a karşı mücadele edecek kimdir? Yahut onlara kim vekil olacak?" (Nisa; 109)