..............

m 201

TR AR  DE

RAHMET AYI VE GAFLETTEKİLER

Elhamdülillah mübarek bir aydayız; rahmet dolu bir ayda, mağfiret dolu bir ayda bulunuyoruz. Aynı zamanda şeytanların zincire vurulduğu bir ayda bulunuyoruz. Bu ay bildiğiniz gibi Ramazan ayıdır. Ramazan’a, günahları yaktığı için bu ad verilmiş ki, bir kul, geçmişte yapmış olduğu günahlara tevbe ederse, bir daha işlememek üzere Allah’a sığınırsa, Allah ne yapıyor? O kulun tevbesini kabul ediyor, yani günahlarını yakıyor, yok sayıyor.

Peygamber Efendimiz bu ayla ilgili bir hadis’lerinde, „Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem azabından kurtuluş“ olarak nitelemiştir.

İşte böylesi bir ay, her yönü ile; feyz ve bereketiyle, yapılan hayr ve hasenatı ile, dua ve amelleri ile, ibadet ve taatıyla, tutulan orucu ile dört dörtlük bir ayda bulunuyoruz.

Yine Peygamberimiz (s.a.v.), Ebu Hureyre (r.a.) rivayetiyle Ramazan orucunun faziletine işaret eden bir hadis’inde şöyle buyurmuşlardır:

„Size Ramazan ayı geldi. O mübarek, hayırlara vesile olan bir aydır. O ayda oruç tutmayı yüce Allah farz kılmıştır. O ayda göğün kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır, şeytanların azgınları zincirlere vurulur. O ayda Allah’ın bir gecesi vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Onun hayrından mahrum kalan, Allah’ın rahmetinden gerçekten mahrum kalmıştır.“

Bizler Müslümanlar olarak bu ayın kadrini, kıymetini ve ehemmiyetini çok iyi bilmemiz ve ona göre kendimizi teraziye koymamız gerekir.

Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, „O Ramazan ayıdır ki, Kur’an; insanlara hidayet rehberi, onları doğru yola götürücü ve doğruyu eğriden ayırıp açıklayıcı olarak onda indirildi!“ (Bakara; 185) buyurmuştur.

Evet, hal böyle iken yani, bütün işleri Allah’a ait olan İslam cemaatına, böylesi mübarek aylar ve geceler ihsan eden Rabb’imizin emirlerine Müslümanlar olarak sarılmalıyız, sahip çıkmalıyız.

Öte yandan adam İslam’ın „İ“sine inanmamış, Müslüman cemaatın içine girmemiş, üstelik İslam’a, Şeriat’a, Allah’ın kanunlarına hep karşı gelmiş, İslam’ı çağdışı, Müslümanlara „gerici, yobaz, örümcek kafalı‘‘ diyen bunun yanında hakkı, hakikatı konuşanlara „Kara Ses“ hakkı anlatanlara „Kan Kusan“ diyenlere bakıyorsunuz Müslümanı kandırmak için gazete sütunlarında ve yazılarında; TV ekranlarında hemen tarihten, siyerden, Ramazan sohbetlerinden bahsediyorlar, iftar, sahur vakti proğramları yayınlamaya başlıyorlar. Kemalist-Laik devletin resmi TV’sinde, TRT’sinde Kur’an’ı Kerim’i güzel okuma yarışmaları düzenliyorlar. Bu, ne biçim perhiz, ne biçim lahana turşusu!..

Allah (c.c.) bütün bu güzellikleri İslam’ı kendisine devlet, Kur’an’ı anayasa, Şeriat’ı kendilerine kanun bilen Müslümanlara bahşetmiştir. İslam’ı devlet saymayan, Kur’an’ı anayasa tanımayan, Şeriat’ı kanun olmayan bu insanlara ne oluyor ki, gazete sütunlarında; TV ekranlarında hemen Müslüman kesiliyorlar. Sizler önce bunu tatbikatta yaşayın, daha sonra birinci sayfanıza „Ramazan orucu Allah’ın bir kanunudur!“ deyin bakalım. „Bunun başlaması da hilale göredir!“ diye büyük manşet atın bakalım, o zaman senin samimi olduğunu görelim. Yoksa orta sayfalarda Ramazan’a yer vermek, tamamen bir aldatmacadan ve avutmaktan başka bir şey değildir.

Yukarıda dediğimiz gibi eğer işlenen günahlara bir daha dönülmemesi için yapılan tevbe makbuldür. Yarın Ramazan bittiği zaman bu adamlar yine İslam’a saldıracaklar, yine Müslümanlara gerici, yobaz, irtica hortladı, diyecekler ve yazacaklar. Gerçek Müslümanlar bunu çok iyi bilmektedirler. Çünkü kalben inanmamışlardır.

Hakkın karşısında batıl yok olmaya mahkûmdur, „Hak geldi, batıl yok oldu!“ ayeti sırrınca hak gelmiştir, hak sahibi (Hilâfet Devleti) ortadadır, batıl ise inşaallah yıkılacaktır!