..............

m 201

TR AR  DE

Dünyanın dengesini ´değiştirelim´ demekle, bir gün gelir kendiliğinden değişir mi?.

Ortamlar ve iklimler değişse, yaz aylarında kar yorgan gibi döşek olsa, kışın soğuk günlerine ise güneş ışınlarını salsa.. Çiçekler beyazların arasında rengarenk kafasını kaldırsa, bütün bitkilerin tadı ve damağı değişse, özünden bir izi kalmasa..

Kendiliğinden değişime uğrayan, zamanla değişen bir ortam olsa, yine onun hal çaresine bakılır. Yine o kendi değişimiyle birlikte, tamiratını da beraberinde getirir. Gidişatını bozan geleceğini mahveden ve yine onun değişiminden şikayetçi olan ´insan´ olunca, işler işte o zaman çıkmazın kapısını çalmaktadır!.

Yapıyorum edasıyla başlar, ortasına doğru dağıtmadığı kendisine küser ve sonuna doğru da, geleceğin ipini çığırında koparır. Elini attığı yerde, gözünü kestirdiği yerde, yanında geçtiği ve geçmeyi düşündüğü her alanda, bir sızı ve ağrının izlerini arkasında bırakır.

Biraz kendisine gelince, ahh o insan, ne ibret alır dersiniz bu yıkımın etrafında geçerken: ´Şu bozulanlar yok mu, düşen kırılan parçalananlar yok mu, zaten onlar bozulmaya yüz tutmuştu!´.

İşimize gelmeyen yerlerde bilmeyen bizler, ne hikmetse hiçbir şeyin farkında olmayan yine bizler.. İşimize gelen yerde ise her şeyi kendimizden bilerek, borçlunun daniskasını çıkarmasını beceren yine bizler..

Biraz insafımız çalışıyorsa eğer, işimize gelmese de yaptıklarımızın ettiklerimizin farkındayız.. Yapmayarak etmediklerimizin de öyle bir farkındayız.. Bozduklarımızın ve bozguna uğrattıklarımızın, evet farkındayız.. Gururla farkında olmaya da devam ediyoruz..