..............

m 201

TR AR  DE

Kadınları daimi düşünenler, bir günden fazlasını niye versinler?.

İnsanlar topluca düşünmeyi bırakınca, akılsızlar kendilerini zekânın zirvesinde görürlermiş!. Zamane akılsızlarda bunun formülünü kökünden bulmuşlar: Sorunu üret, sorunu yönet ve çözümünü de peşinde pazarla..

Sorunu üret: Bunun başlangıcında, kadınları bir ’İnsan’ olma kimliğinden uzaklaştırmak gerekiyor! Yani bir kadın ’erkek’ olamadığına göre, insan kategorisinde değildir! Eğer erkek olma yolundaki şartları yerine getiremezse, insan yerine de ebediyen koyulmayacaktır..

Sorunu yönet: Kadına bunu inandırdıktan sonra, ikinci aşama geliyor ve ’erkek olma’ yolunda ki adımlar takip ediyor. Erkek gibi çalışacak, erkeksi kılığa bürünecek, erkekvari davranacak ve erkekçe bir duruş sergileyecek!. Bunu başaramazsa eğer, adam yerine koyulabilmek için, kendisine bir imkân daha verilecek. Erkeğin hoşuna gidebilmek için, kılıktan kılığa girmesi sağlanacak!

Aynaya baktığında, kendisinden hoşlanmayacak. Gördüğü bu yüzden utanacak ve kendisini ’çirkinlerin çirkini’ olarak hissedecek. Her gün boya kabına kafasını sokacak, arabanın kaportasına vurulan boya gibi, zedelenmiş kimliğine kat kat boya atacak.

Ustaca pazarlanan çözüm: Kadını rezil-i rüsva eden bu hâl, kasaların en verimli şekilde dolmasını sağlıyor! Bundan dolayı ’erkekleşen kadınlarda’ beklenilen ilk icraat, sahip oldukları ’iş potansiyelini’ değerlendirmektir. Yani bir kadın durmamalı, çalışmalı, kendini ispat etmeli ve üretime katkıda bulunmalı. Yaldızlı laflarla kadını korunmuş sıcak ev halinde çıkarırlar ve soğuk fabrikaların dişleri arasından ezerek, suyunu çıkarırlar. Ne kadınlığını bırakırlar, ne de insanlığında bir iz.

Ucuz bir işçi potansiyelidir. Gözü yükseklerde sözde çıkmaz itaatkâr.. Taktir bekleyen bir köle gibi, efendisinin insafına sığınan ve emrine amade olan, acınacak bir varlığa dönüşür.. Artık o ne bir kadındır, ne bir anne, ne de bir adam!

Diğer taraftan erkeklerin şekillendirmesine göre her kılığa giren ve girdikçe de ’tüketimin makineleşmiş’ haline çevrilen bir kimlik. Modayı çizenler erkeklerdir ve kadınlara istedikleri şekilleri verirler. Modaya uymayan kadın, kimliksiz kötü bir kadındır. Kendini çirkin zannetmeyen ve boya kabına düşmeyen bir kadına gelince.. Zamane bir kadın asla değildir!.

Bir kadının ’o ’ halinden de faydalanan, bu halinden de faydalanan bir dikta erkek sultası hâkimdir. Kadını değerinden eden bu düşünce, bir günün hatırına da olsa ’sen bir kadınsın’ diye haykırmakta. Böylece kadına özel bir değer verdiğini ima etmektedir.

Yazık bu kadınlarda ’bir günlüğüne’ de olsa, kendilerine değer verildiğinin ve yapmacıkta olsa, insan yerine konulduğunun tadını çıkarırlar. Seneden ’bir’ gün düştüğü vakit, bir sonraki sene-i devriyeye kadar, huzura hasret kadın ruhluluğuna eziyet-i sükûnet.