..............

m 201

TR AR  DE

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’den bir Fetva:

"Laiklik ilkesini kabul eden bir siyasi rejim İslam hükümlerine baş kaldırmış demektir!"

 

Aslında din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak, dini ortadan kaldırma planından başka bir şey değildir. Batıdan gelen veya batı bağlılarının ortaya attıkları bid’atlerinin hepsi İslam’ı yıkmak ve Müslümanları İslam’dan uzaklaştırmak içindir. Fakat bu amaçla ortaya çıkarmış oldukları şeylerin en korkuncu din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak anlamına gelen laikliktir.

Laiklik hükümet tarafından halkın dinine indirilmiş bir darbedir. Oysa devrimler adet üzere halktan iktidarlara yöneliktir. Burada hükümetlerin halka rağmen halkın aleyhine devrim yaptığını görüyoruz.

Laiklik ilkesini kabul eden bir siyasi rejim İslam hükümlerine baş kaldırmış demektir.

Dolayısıyle öncelikle bu hükümet irtidat etmiş sonra da buna itaat edenler mürtedleşmiş sayılır. Siyasi idarede görev alanlar tek tek mürted hükmünü aldıkları gibi bu hükümete itaat eden kitleler de irtidada düşmüş olur. Bu kestirmeden toplu küfre giriş kadar korkunç bir olay tasavvur edilemez.

Birimiz, fert olarak İslam’ın herhangi bir hükmünü kabul etmediğimiz, dinin sultasını reddettiğimiz, helal ve haramdan, emir ve nehiyden birini inkâr ettiğimiz takdirde küfre girmiş oluruz. Peki, toptan Allah’ın sultasını, emir ve nehiylerini helal ve harama ilişkin ölçülerini reddeden dolayısıyla mürted olduğu şüphe götürmeyen bir idarenin üyeleri hakkındaki hükmünüz ne olacaktır?

Cevap: Yalnızca „mürted olmak“ değil mi?

(Mevkif el Akl vel İlm vel Âlem Min Rabb'il Âlemin c: 4, s: 280