..............

m 201

TR AR  DE

Hüzün‘ün Zirvesinde Gelen İlâhî Bir Sükûnet..

Bir oğlu Kasım, sonra diğer oğlu Abdullah, sonra amcası Ebu Talip ve daha sonra da hayat yoldaşı Hz. Hatice..

Hepsini arka arkaya ve senenin içerisinde uğurlar ebediyete. İnsanlığa gönderilen yüce Peygamber hüzünlü, hangi yürek kaldırır bunca acıyı:

“Ey dağ benim başıma gelen senin başına gelseydi, dayanamaz yıkılırdın” der, yüce Nebi. İlâhî kader, insanların en değerlisini imtihanların en büyüğü bulur.

Yaratan çağırır ´hüzünlü´ kalbin sahibini yanına. Konuşur ´ruhu-beden´ ile gelen Muhammed´e. Melekler şahitlik eder, huzur ve sükûnet iner o latif kalbe.

Beş vakit gözünün nuru (namaz) ile..

Günahında Allah´a ´iki´ demeyenin bağışlanacağı ile ve..

Büyük Bakara Suresi´nin son ayeti ile döner.

Ayetin tamamında: “Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

Yardımını esirgeme ´Ya Rab´ darmadağın olan Ümmet-i Muhammed´e..

Esirgeme yardımını ´Ya Rab´ hüzünlü kırılan cümle kalplere..