..............

m 201

TR AR  DE

Hilâfeti kaldıran densizler, ne kadar da çok dinsizler!.

Bu durumu nasıl oldu da hak ettik? Bu duruma nasıl oldu da geldik? Bu duruma nasıl oldu da bizleri düşürdüler?

Altın gibi bir 'Hilâfet İmparatorluğu' vahametiyle, gücüyle, kuvvetiyle dururken.. M. Kemal ve hanesinin kirli oyunlarıyla kurduğu, çirkef bir sisteme maruz kaldık! Kokuşmuş mu kokuşmuş, kirli mi kirli, zorba mı zorba.

Halkın nezdinde bir ‘hiç‘ hükmündeki şahsiyetler!.

Temiz insanların tepkisi de fazla gecikmedi. Kirlenen M. Kemal ve avarelerinin zihniyetine karşı âlimler, öncüler ve cephedeki mücahidler tepkilerini ortaya koydular.

Kurtuluş Savaşında düşmana karşı savaşınca, bu densizlerin 'İslam Düşmanlığını' ve 'Vatan Hainliklerini' sezdiler. Ankara'daki 'asker kaçaklarını' ihtar ettiler: “Gelin kardeş kanı dökülmesin, İngiliz, Yunan ve Fransız askerleri ülkemizi işgal etmişken, biz birbirimize düşmeyelim” dediler.

Fakat bu hainlere göre dış güçlerin işgali önemli değildi. Onlar için önemli olan Osmanlı Devleti'nin yıkılması, Şeriatın anayasadan kaldırılması ve 'Anadolu Topraklarında' Müslümanlığın yok edilmesiydi. M. Kemal 'Yunan Zorbaları' yanı başında dururken, İnönü'yü savaşmak üzere, Çerkez Ethem'in üzerine salmıştır. Çerkez Ethem'de: ”Bizler üç ay boyunca at üzerinde inmeden, bir cepheden diğer cepheye koşarken, Ankara Hükümeti olarak ancak aylık maaşlarını yükseltirler. Kardeş kanı dökülmesin” diyerek, on binin üzerindeki askerlerini 'Yunana karşı birlik olun' diyerek teslim eyledi ve kendisi de yurtdışına hicret etti.

Kurtuluş Savaşından sonra da, daha nice Müslümanlar, bu zorbalara karşı durdular. Yarım milyonun üzerinde insanımızı katleden M. Kemal ve avareleri, bu kanlar üzerine tahtlarını kurdular. Neredeyse Anadolu da 'ayağa kalkacak' bir erkek dahi bırakmadılar. Ya katledip kara toprağa gömdüler, ya hapishaneleri doldurdular, ya da hicrete zorladılar.

Başaramadılar, başaramayacaklar ve tarihe kara leke olarak geçecekler!

İnsanımızı zorla, zorbayla kendilerine çevirmeye çalıştılar: Ezansız, namazsız, namusa önem vermeyen, sarhoş ve berduş, karakteri oturmamış bir kimlik boşluğunda yüzen şahsiyetler.. Yüz seneye aşkın bu hedeflerini başarmak üzere geceli-gündüzlü çalıştılar. İçimizdeki bu sinsi düşmanların yanında, ülkemizi zamanında işgal eden, o dışımızdaki düşmanlar ile birlikte güçlerini birleştirdiler. Bunlar içeriden, onlarda dışarıdan olmak üzere, bu sinsi emellerine ve hedeflerine ulaşamadılar. Yüz sene geçmesine rağmen başaramadılar, beş yüz sene de geçse, başaramayacaklardır!

Kendini toplumda üstün gören, bu karakter boşluğundaki insanlara karşı da, halkımız mesafesini korumuştur. Kanun zoruyla da kirli sistemlerini sevdiremediler, dipçik zoruyla da sevdiremediler.

Bu zaman içerisinde, İslam dini parlaklığını ve insanımızın gönlündeki yerini muhafaza eyledi. İnsanımızın nezdinde, gün be gün İslam'a olan sevgi ve muhabbet arttı, yeşerdi ve yeniden gül gibi açıyor mis gibi kokuyor..

Zamanı dolan bir 'zorba yönetimin' miadı da dolmuştur artık. Zaman yeniden 'Hilâfet Devletini' ve 'İslam İmparatorluğunu' kurma zamanıdır. Zaman yeniden 'bizim' zamanımızdır!