..............

m 201

TR AR  DE

TBMM'de Hilâfet Tartışmaları!

17 Kasım 1922 tarihinden itibaren iki gün süreyle TBMM'de Halife'nin seçimi ile ilgili tartışmalar yapıldı.

Mustafa Kemal:

"Ben şahsen saltanatın ilğasından sonra; başka ünvanla aynı mahiyette bir makamdan ibaret olması lazım gelen Hilâfet'in de mülga (kaldırılmış) olduğunu kabul ediyordum. Bunun münasip bir zaman ve fırsatta teleffuzunu tabii buluyorum. Halife Abdülmecid'in de bu gerçeği hiç anlamadığı düşünülemez. Üçyüz küsür milyon Müslümanın hilâfet makamına bağlılık iddiası kuru bir laftır. Hilâfet yüzünden siyasi dünyada nüfuz ve itibar kazandığımız düşüncesi de bir kuruntudan ibarettir. "

22 Ocak 1922 Bursa Sırtbaşı Konuşması:

"Kanla yapılan devrimler muhkem olur. Kansız devrimler ebedileştirilemez. Yenileşme hareketlerimizin elbette karşısında olanlar olacaktır. Bunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu harekete özel tanımı ile "irtica" derler."

M. Kemal

Yusuf Ziya Bey:

"Halife'yi hakimiyetimiz altında ki, bir yerde seçmek ve biat şarttır, biat olmadıkça da seçim tamam olmaz. Asıl olan Halife'yi seçmemiz değil, ondan da öte Halife'nin vezaifinin ve selahiyetinin ve olacağıdır. Halife'nin yetki ve vazifeleri belli olmadan Halife seçiminin bir anlamı yoktur. İslamlık Cumhur üzerine kurulmuş bir varlıktır. Meşveretle idaresi gerekirse böyle bir şuranın tabii reisi Halife olabilir. Şeriatı bilen Hocalar bu konuda susmaya devam ederlerse yarın yevm-i kıyamette, mahşer gününde bunun hesabını vereceklerdir."

..........

"Yoksa Efendiler, Halife yalnız bir kelime ile olmaz. Biz, Vatikan sarayını taklit etmiyoruz. Sembolik bir Halife seçmiyoruz. Mahaza Halife'nin vazifesi tayin edilmeli ve intihap, Şeriati lazime tahtına olmalıdır."

İsmet Paşa (İnünü):

"Türk milleti, İslamiyetin kolu ve kılıcıdır. Türkiye Anayasası, Hilâfetin yani hür ve müstakil bir "İslam Devleti"nin menfaatlerini yürütmeye çalışacak ellere bütün müdafaa kudretini vereceğini söylüyor. Bu halde, Hilâfet'in nasıl, maddi desteksiz bırakmış oluruz.

Türkiye, Hilâfeti tutuyor ve tutacaktır. Hilâfet, Türk milletine vediadır, emanettir. Türk milleti hür ve müstakildir. Bunun için Hilâfet de taarruzdan masun ve iktidara maliktir. Hilâfet'in bütün vasıfları mahfuz ve emindir. Kanımızın son damlasına kadar Hilâfet'i tutup, yaşatacağız."

(18 Kasım 1922 Lozan)

"Devlet adamları olarak hiç bir zaman hatırımızdan çıkaramayız ki; Halife orduları bu memleketi baştan başa harabeye çevirmiştir. Türk milleti en elim acıları Hilâfet'ten çekmiştir.

Bir Halife fetvasının, bizi cihan harbi felaketine attığını hiç bir vakit unutmayacağız. Bundan böyle tarihin herhangi bir devrinde bir Halife memleketin mukadderatına karışmak isterse ve kafasından böyle bir arzu geçirirse, o kafayı behemehal koparacağız. "

İngiliz Büyükelçisi Ronald Lindsay:

"Laik Türkiye'nin müslümanları artık Ingiliz imparatorluğu için bir tehlike olmaktan çıkmıştır. Laik Türkiye ile ilişkiler Ingiltere'ye yarayacaktır."

İngiliz yazarı Philips Graves:

Türk cumhuriyetçileri, müslüman vatandaşları olan herhangi bir devletçinin her zaman güçlükler yaratabilecek bir kurumu, makam-ı Hilâfet'i ortadan kaldırmakla, niyetleri öyle olmasa da, Britanya İmparatorluğuna olağanüstü bir iyilik yapmışlardır."

Zeki Kadirbeyoğlu:

"Arkadaşlar, ben mutedil ve fakat bununla beraber müthiş İslam birliği taraftarıyım. Tarihin bu azametini kendi milletimde görmek isterim. Benim gayem budur! Bunun içindir ki, memleketimin iç ve dış siyaseti bakımından Halife'liğin kaldırılmasını kabul edemem. Halife'liğin kaldırılmasını kabul ederek, bu müthiş kuvveti düşmanların ve diğer devletlerin kucağına atmayalım."

Halid Bey:

"Halifelik yine meclisin manevi kişiliğinde saklı kalsın. Toptan kaldırmayalım onu."

..........

"Bu hareketimiz halkın İslam'a ve Halife'ye olan bağlılığına karşı saygı göstermek içindi. Sonra ben bir askerim arkadaşlar. Biz askerler arasında da bu surette telkinde bulunarak, vatanı ve Hilâfet'i kurtaracağız dedik."

Yahya Galip Bey:

"Hilâfet, Hilâfet diye çökmüş gitmişiz, harap ve türab olmuşuz. Ne malımız, ne canımız, ne mülkümüz kalmış, bütün memleket yoksulluk içinde kalmış. Bu mu Hilâfet'in iylik ve faydaları efendiler... "Bravo" sesleri.

Artık yürüyelim, dirilelim. Bütün medeniyet alemi almış yürümüş, ilerleme yolunda dev adımlarla gidiyor. Biz bunların arkasından boynu bükük yetim gibi bakıp da "Göçtü kervan kaldık dağlar başında" mı diyelim?"

Dadaylı Halid Akmansu konuşmasına devamla:

"Verilen teklife, Hilâfet makamı mülga -kaldırılmışdır deniliyor. Bendeniz "kaldırılmıştır" açıkca söylenmesini şer'an değil, siyaseten mahzurlu görüyorum. Halife'lik 1300 yıldan fazla bir zamandan beri Hulefa-i Raşidin, Emevîler, Abbasiler, sonra Fatimiler ve sonra Mısır derken bize kadar gelen silsiledir. Böyle tarihi bir yeri olan makamı "kaldırılmıştır" demek için herhalde uzun boylu düşünmek gerekir kanaatindeyim. Sözlerim yanlış anlaşılmasın ben Şeriat yönünden Halife'liğin kaldırılmasında bir mahzur görmüyorum! Arkadaşlar, biliyorsunuz İstiklal mücadelesi ilan edildiği zaman halkımızın Halife makamına olan bağlılığını gözönüne alarak hepimiz, "Halife'yi kurtaracağız" diye telkinlerde bulunuyorduk. Ve hatta bu sebeple birçok şeyhleri ve ulemayı Büyük Millet Meclisine getirdik-Şeyh Senusi gibi-.

Bu hareketimiz halkın İslam'a ve Halife'ye olan bağlılığına karşı saygı göstermek içindi. Sonra ben bir askerim arkadaşlar. Biz askerler arasında da bu surette telkinde bulunarak, vatanı ve Hilâfeti kurtaracağız dedik..."