..............

m 201

TR AR  DE

Tarihi Bir Hakikat: İLGAY-I HİLÂFET

97 sene evvel, 3 Mart 1924 Pazartesi günü „Hilâfet“ lağvedilmişti. Bu mevzudaki 431 sayılı kanun, İkinci Büyük Millet Meclisinin ikinci ictima yılında kabul edilmiş ve birinci maddesinde; „Hilâfet hal edilmiştir. Hilâfet, hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Makam-ı Hilâfet mülgadır!“ denilen bu kanunun meclisteki müzakeresinde iki milletvekili aleyhte konuşmuşlardı ki, bunlardan biri İkinci Büyük Millet Meclisinin tek müstakil mebusu Zeki Bey, ikincisi de Millî Mücadelede Yunan Generalı Trikopisi esir alan Dadaylı Halid Bey’dir. Urfa milletvekili „Şeyh Saffet Efendi“ ile 53 arkadaşının imzaladığı Hilâfetin kaldırılması ile alakalı kanunun müzakeresinde, meclise Fethi (Okyar) Bey başkanlık etmiş ve o gün aleyhte iki oy ile kabul olunan bu kanuna göre, son halife „Abdülmecid Efendi“ aynı gece yurtdışına çıkarılmıştır.

Hilâfet gibi tamamen dinî bir müesseseyi, bir sivil fakat, lâ-dinî tahsil görmüş, diğeri ise, asker olan iki şahsın müdafaa etmesi calib-i dikkattir. Başı sarıklı medreselilerin sustuğu veyahut da Hilâfetin aleyhine konuştuğu bir yerde, O’nu bu iki şahsın müdafaa etmiş olması, yakın tarihimiz bakımından ibretli bir olaydır.

3 Mart 1924 günü meclise getirilen „Hilâfetin Ilgası“ teklifini 53 kişi imzalamıştı. Bunlar arasında „Şeyh Saffet Efendi“den başka, „İlyas Sami“ ve „Yahya Galib“ gibi diğer bazı sarıklılar da vardı.

Zeki Bey’den sonra kürsüye çıkan Allah’ın asla affetmeyeceği „Şeyh Saffet Efendi“ daha ziyade dinî bir muhteva ile Halifeliğin aleyhinde konuşmuştur.

Şeyh Saffet Efendiden sonra Miralay Halid Bey söz almış ve Halid Beyin Hilâfet müdafaa sadedinde söylediği makul ve mutedil sözler kale alınmamış ve 1400 yıllık müesseseyi takip eden bir üslupla kaldırmaya karar vermiş olanları dikkat ve basirete getirememişti.

İlk sözü Rize Mebusu „Ekrem Bey“ almış ve hücumlarını Fatih Sultan Mehmed’e kadar vardıran bir konuşmayla teklifin desteklenmesini istemiştir. Bundan sonra Kadirbey oğlu Zeki Bey söz alarak Hilâfeti ilga etmenin neye mal olacağı üzerinde uzun uzun durmuş ve yer yer karşılıklı atışmalarla sözü kesilen tarihî bir konuşma yapmıştır.

Neticede Hilâfetin kaldırılmasına dair kanun teklifi mecliste olduğu gibi kabul olunmuş ve beş saat zarfında teklifler nazar-ı itibara alınmadan kanunlaştırılmıştır. Böylece son Halife Abdülmecid Efendi’nin Hilâfeti 1 yıl 3 ay 14 gündür.

Bilindiği üzere Hilâfeti Ilga eden kanun, Osmanlı hanedanının mensuplarının da „10 gün“ zarfında Türkiye Cumhuriyeti hudutları haricine çıkarılmasını da gerektiriyordu. „Haneden Mensupları“ tâbirinin hudutları pek geniş tutulmuştu. Hanedana mensup kadınlar ve çocuklarla birlikte damatlar da dahil edilmişti. Yapılan tekliflerde kadınların ve damatlaırn cebri olarak yurtdışına sürülmelerinin haysiyetle bağdaşmayacağı teklifleri yapıldı ama, bu teklife de itibar eden olmadı. Hınç o kadar büyüktü ki, bu haklı istekler yerine getirilmemiş ve damatların çocukların çocukları bile yurtdışına çıkarılmıştı.

Hatta kanunun tatbikinde meclise konulmuş olan „on gün“lük mühlete bile riayet olunmamış ve 431 sayılı „Hilâfetin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılması“na dair kanunla sadece 24 saatlik bir mühlet tanınmak suretiyle apar-topar kovulmuşlardır. Mallarını satıp-savıp tavsiye edemeden, dostlarıyla vedalaşmadan, alelacele bulunabilen herhangi bir vasıta ile yurt dışına sürülmüşlerdir.

Hilâfet yeniden canlanmadan ve mazlumların gözyaşları dinmeden bu ümmet asla refaha kavuşmayacaktır!

Lanet olsun Hilâfet katillerine ve selam olsun müdafilerine!..