..............

m 201

TR AR  DE

Ümmet birlik olmadan, dirliği asla yakalayamaz!

Huzurun kaynağı, şu dünyada bir şeyleri tutunmayla başlar. Bunun için de, iki elin birlikte çalışmasına ihtiyaç vardır. Bir elin parmakları birleşecek yumruk olacak..

Diğer elin parmakları da birleşerek, ikisi iki yerde, tuttuğunu koparacaklar. Zorlukları bertaraf etmenin yolu, bir ve birlikte geçiyor.

Acaba nerede başlar bu birliğin dirliği?

Yabancı düzenlerin etrafında olursa, bir sosyalizme diğeri de demokrasiye, bir diğeri de ’bir ırkın etrafında’ derse..

Elin Ecnebisinin kirli çamaşırlarına (düzenine) ne hacet!. Helenizm ile Yunan’ın –Tanrıca/Demokrasi- oyunlarına.. Sosyalizm ile de Marks’ın ’Tanrı yoktur’ safsatasına dayanan, düzenbazların peşinden mi koşacağız?

Onların yüzlerini güldürmeyen düzensizlikler, bizim ihtiyacımıza merhem mi olacak? Kanunlarıyla birlikte ithal edilen ve alınan düzenin dinini, kültürünü ve o düzenbazlara bağlılığını da beraberinde üslenmiş olacağız! Bizden olmayanla, hamurumuza uymayanla, ancak bir kör çıkmazın içerisine girilmiş olunulur!

Birlik daha başlamadan, bin bir parçalara ayrılarak, çökmeye mahkûm olur.

Ekonomide birlik başlarsa ve bir ticaret birliğiyle adım atılırsa.. Herkes bana diyerek, çıkarların ön planda olduğu ve çatıştığı bir kavgaya dönüşecektir. Bu düşünce daha başlamadan, iflasa mahkûm olacaktır.

Daimi birlikteliklerin şiarıdır: Kaynağı, sağlam temeller üzerine inşa edilecek ve büyük idealleri olan ’Dava Adamlarıyla’ da pekişecektir..

Hayat kaynağımız ’İslam’da’ bir olalım, birliğin tadına varalım!

’Hakkın Hâkimiyeti’ düsturumuz olsun ve bu temel üzerine

birleşelim!

Yüce Kitabımız ’Kur’an-ı Kerim’ temel şiarımız ’Anayasamız’ olsun! Bu hedef uğruna birlikte eriyelim.

Şeriat nizamımız, yegâne kanunumuz olsun! Duvarın tuğlaları gibi ayrılmayan, bir ve pekişmiş olalım.

Söyleyin hele kardeşler, birliğin en güzel şiarı bu değil midir?

Var mı bundan daha güzeli?