..............

m 201

TR AR  DE

İşgalci Kemalistler, 28 Şubat’la Anadolu’da İslam’ın Yükselişini Önlemek İstediler!

İki binli yıllara İslam ve Müslümansız girmek isteyen kâfirler, Anadolu’da Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için 28 Şubat tarihinde İslam karşıtı kararlar aldılar.

O günün iktidarı da MGK’da alınan bu kararlara imza atmakla Anadolu Müslüman halkına büyük bir ihaneti yaptı ve daha sonra iktidardan post modern bir darbe ile alaşağı edilmekle ihanetlerinin cezasını bir nebze olsun çekti.

28 Şubat kararları alınmadan önce Müslümanlara yönelik büyük bir komplo ve karalama başladı. Akabinden 9 Ocak 1997 tarihinde askeriyenin otoritesini kanunlaştırmak için „Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmelik“ yürürlüğe girdi. Bu yönetmelik hükümet kendi eli ile askeriyenin otoritesi altına girmeye imza atmış oldu. Akabinden geleneksel olarak düzenlenen ‘‘Küdüs Günü‘‘ toplantısı bahane edilerek Belediye başkanı ve bir çok kişi aniden tutuklanıyordu. Ertesi gün ise çok büyük bir gelişme yaşanıyordu:

Sincan sokaklarında tanklar geçit yapıyor ve büyük bir mesaj veriliyordu. Fakat askerî bir geçit, yanlışlık oldu gibi laflar dolaşırken uşaklık yaptıkları ABD’de efendilerinin yanında Çevik Bir ağzındaki baklayı çıkarıyordu: „Balans ayarı yaptık!“

Bütün bu gelişmeler devam ederken 28 Şubat tarihinde en büyük çete ve tek söz sahibi olan MGK toplandı. Dokuz saat gibi uzun süren bir toplantıdan sonra muhtıra özelliği taşıyan 18 madde tavsiye (!) olarak hükümete veriliyordu. Bütün bu maddeler tamamen ülkede İslam’a karşı yapılması gereken eylemleri içeriyordu.

İmam-Hatibler’in orta kısımlarını kapatmak suretiyle kendi kanunları içerisinde kurdukları okullara dahi tahammül gösteremedikleri ortaya çıkıyordu. Bu tarihten sonra Peygamberimiz’in (s.a.v.) kisvesi olan sarık ve cübbe yasaklar listesine alınıyor, cami önlerinde artık polisler sarık toplama görevini üstleniyorlardı. Bu arada yüzlerce Kur’an kursu kapatıldı ve kapılarına kara kilit asıldı.

Askeriye içerisinde namaz kılan subaylar ‘‘irticacı‘‘ diye suçlandı. 26 Mayıs 1997’de toplanan Yüksek Askerî Şûra kararları ile 166 subay, zamanın başbakanı Necmettin Erbakan’ın imzası ile ordudan ihraç edildiler.

Bu tarihten sonra Kemalist ordu birinci tehdit olarak İslamı hedef tahtasına koyduğundan çeşitli kesimlere ‘‘İrtica brifingi‘‘ adı altında Müslümanları kötüleyen ve alınması gereken tedbirleri anlattı. Bu şekilde top yekün İslam’a ve Müslümanlara karşı büyük bir savaş başlatılmış oldu.

Kurulduğu günden beri İslam’a ve Müslümanlara düşman olan Kemalist rejim ve ordusu 28 Şubat ile birlikte Anadolu’da İslam’ın izini silmek için harekete geçti. O günden sonra Müslümanlara yönelik baskı ve zulüme hız verildi.

Sarık ve cübbenin yasaklanması, okullara başörtü ile giden kız öğrencilerin başörtü ile okullara alınmamaları İslam işareti görmek istememenin acı tezahürleridir.

28 Şubat’tan sonra Müslümanlara yönelik baskı daha da şidetlenerek devam etmiştir. Çünkü Kemalistlerin düşmanlığı İslam’a ve Müslümanlaradır. Bu düşmanlıklarını tutuklayıp sorguladıkları Müslümanlara göstermektedirler. Sorgu ve işkence odalarında Müslümanlara sakallarını kesmeleri, başlarına takke giymemeleri, hanımlarının çarşafı çıkartmalarını emretmeleri ve işkence yapmaları düşmanlığın ölçüsünün ne derece olduğunu göstermektedir.

Anadolu da 28 Şubat zulmü devam etmektedir. Yalnız bir fakla, değişik bir versiyonla… Ulusalcı geçinen Kemalistler; Milliyetçi kesim ve muhafazakâr geçinen demokrat Müslümanların (!) eli ile baskı ve zulüm; hürriyetlerin kısıtlanması ve tahammülsüzlük bütün hızıyla devam ediyor ve şu günlerden sonra daha hızlı bir şekilde devam edecek gibi görünüyor!..