..............

m 201

TR AR  DE

Rabb’imiz İhsanını Gösterecektir!

Bu mevzu ne ilktir ne de son!.. Yeryüzü çoğrafyasının değişik yerlerinde canlı örneği olan bir mevzudur bu! Hz. İbrahim’den tutun, Hz. Yusuf’a; Gandi’den tutun, Ali Şeriati’lere ve Ayetullah Humeyni’lere varıncaya kadar nice isim ve simalar bir çok haksızlıklara maruz kalmış, zindanlarla tanışmış, toplumdan tecrit edilmek istenmiş, her çeşit işkenceye ve insanlık dışı muameleye tâbi tutulmuş, ancak neticede bu mazlum zümrenin büyük çoğunluğu devlete kavuşmuştur.

Kazanan kim, kaybeden kim?

Her ne kadar sıkıntılara, zorluklara, baskılara maruz kalmış olsalar da, tüm hak ve hukukları ellerinden gasp edilse de, kazanan hakkın müdafileri olmuştur.

Allah (c.c.) indinde, Peygamber (s.a.v.) nezdinde, Müslümanlar ve gerçek hukukşinaslar nezdinde kazanan bu insanlar olmuştur. Mükâfatları artmıştır.

Ama kaybedenler ise o mustaz’af konumunda olan ve suçları sadece „Rabb’imiz Allah’tır!“ diyen, O’nun mülkünde, O’nun koymuş olduğu ilâhî kanunlar doğrultusunda yaşamayı kendilerine gaye edinen o insanlara karşı çıkan, üzerlerine devlet terörü estiren o acımasız, hak ve hukuk tanımayan despotlar olmuştur. Kaybettikleri gibi kıyamete kadar da lanetle anılacaklardır.

Ehl-i iman ve ehl-i Tevhid ise, sonunda şehid olsalar da daima hayırla yâd edileceklerdir.

Örneğin Şeyh Said, İskilipli Atıf Hoca, Bediüzzaman Said-i Nursi, Hasan el-Benna, Şehid Seyyid Kutup bunlardan sadece bir kaçıdır.

Sanık sandalyesinde oturtulan mazlumlara yapılan haksızlıklar geri tepmiş, efkâr-ı umumiyenin sağduyusu hâkim güç olarak devreye girmiş, neticede adalet yerini bulmuştur. Dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir zaman baskı ve dayatma sistemleri hedeflerine ulaşamamıştır. Gerek doğuda ve gerekse batıda olsun, gerek İslam dünyasında ve gerekse gayr-i müslim ülkelerde zulüm uzun müddet ayakta kalamamıştır.

Şu da bilinen bir hakikattır ki; Küfür idare bir müddet daha devam edebilir ama, zulüm üzerine kurulan idareler hiç bir zaman baki değillerdir!

Dünyanın döndüğünü söyleyen ünlü astronom Galileo, bugün fikri ile yaşamakta iken, Galileo’yu suçlu gören Engizisyon zihniyetine lanet yağmaktadır.

İslam âleminin temel ve asil rehberleri olan örnek kullar, yani peygamberler hâlâ taze ve hâlâ örneklikleri ve rehberlikleri geçerli. Sürgün edilen, aç bırakılan, zindana atılan, şehid edilen bu güzel insanlar Kur’an’ın dilinde „Ni’mel Abdu“ yani „Güzel Kul“ olarak yad edilmektedir.

Orası Yusuf Peygamber’in makamıdır, yani Medrese-i Yusuf’tur. Allah (c.c.) her kuluna oranın havasını tenefüs ettirmez. İstesek de bizi o medreseye kaydetmezler. Aslında oraları korkulacak, ürkülecek, pişmanlık duyulacak, „Ahh, Uff“ edilecek yerler değildir. Aksine dava adamlarının yetişme yeridir, mükâfat kazanma yeridir, sabır, tevekkül ve ibadetlerle sağ defterinin dolmasıdır. Pişme yeridir orası, Allah ile baş başa olunan güzel bir mekândır!

Hz. Yusuf da bir iftira sonucu zindana atılmış uzun seneler zindan hayatı sonrası hürriyetine kavuşmuş ve Rabb’isi o „Güzel Kul“unu devlet nimeti ile mükâfatlandırmıştır.

„Ve eğer Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu O’ndan başka açacak (giderecek) yoktur. Ve eğer O sana bir hayır murad ederse, o vakit de O’nun ihsanını reddedecek (engelleyecek) yoktur; O, onu kullarından dilediğine nasip eder. O öyle bağışlayıcı, öyle merhametlidir!“ (Yunus; 107)

Ayet-i kerime’de geçen „ihsan“ kelimesi, mazlumlar için, mustaz’aflar için, ezilmiş ve hor görülmüş garipler topluluğu için Rabb’ülâlemin’in bu kullarına bir ecri ve ilâhî bir mükâfatıdır.

Din-i Mübin-i Ahmediyye için, savunduğu İslam davası için yeryüzündeki Müslümanların kurtuluşu için Hilâfeti savunan ve okuduğu Kur’an ayetleri ve söylediği hadis-i şerif’lerden dolayı Almanya da dört seneye mahkûm edilmiş ve 2 ay 2 gün de T.C’nin isteği doğrultusunda fazla yatmıştır Muhammed Metin Müftüoğlu (Kaplan) Hoca Efendi.

Daha sonraki yıllarda ise Alman makamları tarafından tüm hukukî kurallar çiğnenerek, hakında 13 ayrı davadan idamla yargılandığı T.C’ye iade edilmiştir.

12 Ekim 2004 de Ramazan arefesinde, üst mahkemenin kararı beklenmeden yapılan bir baskın sonucu Muhammed Metin Hocaefendi kaçırılmış ve Türkiye’ye sınırdışı edilmişti.

Elhamdülillah, Muhterem Halife’miz Muhammed Metin Müftüoğlu Hoca Efendi 12 senelik zor şartlar altındaki ve büyük bir bölümü tamamen tecrid edilmiş zindan hayatı sona ererek, yüzü ak, anlı açık bir şekilde girdiği Medrese-i Yusufiye’den yine aynı şekilde çıkmıştır. Yüce Allah sevgili kullarını bu şekilde imtihana çeker, onların ecirlerini arttırır!..

Muhterem Hoca’mızın yeniden yargılandığı davada beraat ettiğini büyük bir mutluluk ve sevinçle öğrenmiş bulunuyorum.

Mazlumiyeti galibiyetle noktalanmış olan Hoca’mız, değerli büyüğümüz Muhammed Metin Müftüoğlu Hoca Efendi’yi tebrik ederiz!

Allah (c.c.) İslam’ın düşmanlarına karşı tüm Müslümanları muzaffer kılsın. Amin!..