..............

m 201

TR AR  DE

Anayasayı ve Kanunları belirleyen, Yokluktan var eden ‘Allah’ olamaz mı?

Atasözünü duymuşsunuzdur: ‘‘İnsan, bilmediğinin düşmanıdır‘‘, anlamında. Neye, ne için, neden düşman olduğunu bilmez! Fakat ona karşı içten bir düşmanlık besler. Karşısına geçse de, kelimeleri yüzüne bir haykırsa. Eline geçirse de, şöyle bir hamurunu çıkarsa!

Bilgisizliğin getirdiği bir kutuplaşmayla ve cehaletle, kararlı ve daimi bir düşmanlığın götürdükleri ortadadır! Ya o ’Düşman’ bildiği, kendisini nice belalardan kurtaracak, içten bir dostuysa. Ve o ’Dost’ bildiği ise, gözüne şirin kelimelerle giren, zehirli dikenli bir hasımı ise!

Dostun acı sözü bir ilaç gibidir, içerken başı acıdır sonu tatlı.

Düşmanın uzattığı çiçekte zehir gizlidir, kokusu güzel sonu acı.

Vaat üzerine vaatler: Medeni olacağız, refah içerisinde olacağız!

Bütünüyle bu hedeflere varmanın yolunun da, ’Batılı Hıristiyan’ olmaktan geçtiğini savunurlar. İnsanımıza karşı bunları vaat ettiler ve buna da inandılar! Rahata ermenin ve güçlü olmanın, ancak kendi öz dinine ve öz kültürüne düşmanlıkta geçtiğini savundular! Yani ruhsuz bir insan kalıbını oluşturarak, içeriğini Hıristiyanlık artığıyla doldurarak. Onlardan birisi gibi olmaya çalışarak. İlerici olmanın ve medeni olmanın sırrını çözdüklerini sandılar!

Onlar gibi giyindiler, onlar gibi içtiler, onlar gibi kadınlarını açtılar, onlar gibi Paskalya ve Noel Babalarını kutladılar. Annesini ve babasını arayan bir çocuk gibi, her gelene ’Ata’, gidene ’Baba’ dediler. Her gelenin isteğine göre, şekilden şekle büründüler. Özünden uzaklaşan, taklitçilikte aslını geçmeye çalışan, zavallı garip bir insan tipine dönüştüler!..

Medeniyet özümüzde gizli, İslam’ın ta kendisinde!

Bir asır boyunca, asıl kimliğinden uzaklaşmış, arayış içerisinde bocalayan, bir nesil yetiştirdiler. Sabah kalktığında, güneşten uzak ’Batı’ya yüzünü döndüren. Akşama da ’Doğu’ya doğru dönerek, hayali ninnilerle uyuyan, özünde uzaklaşmış. Güneşin sıcaklığında bihaber, kimlik arayışında ve boşluğun karanlıklarında bir nesil!

Batı âlemindeki gelişmeler, gözle görünecek kadar, yıkıma doğru bir hal almışken. Küflenmiş değerleriyle birlikte batmaya yüz tutmuşken. En azından şimdi ve şu anda, yeniden düşünmenin ve tartmanın zamanı geldi…

Özümüzde gizlenen ’İslam Medeniyetini’ keşfetmenin zamanı geldi. İslam’ın getirdiği ’Medeni Kuralları’ görmenin zamanı geldi. Müslümanlığın getirdiği ’Şahsiyet Karakterini’ oluşturmanın zamanı geldi. Dünya insanlığına ışık olmanın, nur saçmanın, huzuru getirmenin, barış ve medeniyeti getirmenin devri geldi.

Duymayanlara da duyurulur. Devir teslim töreni başladı, herkes yerini alsın!

Batı’nın çökmesiyle birlikte, yüzyıla damgasını vuracak olan ’İslam’ın dönemi başladı.

Hâkimiyet ve hükümranlık hakkını sahibine, Allah’a devretmenin miadı doldu artık!..