..............

m 201

TR AR  DE

30 AĞUSTOS: İşgalin El Değiştirdiği Gün!

Anadolu’daki insan, bu yüzyılın başlangıcında üç savaşı ard arda yaşadı.
Birinci Dünya Savaşı’nı ülke dışındaki ülkelere karşı sürdürdü. Mağlubiyetle sonuçlanan bu savaşın sonrasında ülkeyi bu düşman güçler işgal ettiler. Kurtuluş savaşının birincisi de ülkeyi istila eden bu güçlerden kurtulmak için verildi. Gözle görünen bu işgal en kısa zamanda çözüme ulaştı ve dedelerimiz bu yabancı güçlerin belasından kurtuldular.

Kurtulduklarını sandıkları an...
Yeni bir oyunla karşı karşıya geldiler: İşgal el değiştirdi!
Yabancı işgalin yerini yerli işbirlikçilerinin işgali aldı. Onların yapmak isteyip de yapamadıklarını bu yerli işbirlikçileri daha büyük bir aşkla ve şevkle yerine getirdiler!
Din ve maneviyat üzerine yapmadıkları mel’anet, ilke ve devrim kalmadı. Tarihin kaydetmediği ihanet ve hıyaneti bu necip millete fazlasıyla yaptılar!

İkinci Bir Kurtuluş Harbi:
Ümmetin barınağı olan Hilâfet kaldırıldı, Halife-i Müslimin Avrupa’ya sürgün edildi, Kur’an kanun olarak yürürlükten kaldırıldı, ilim ve irfan yuvası olan medreseler kapatıldı, camilere kilitler vuruldu, Ezan-ı Muhammediyye değiştirildi, namusa el uzatıldı ve onbinlerce âlim ve ulema kâfir kıyafeti olan bir şapka yüzünden darağaçlarında asıldılar. İkinci işgalin başkahramanı ve İngilizlerin sadakatlı elçisi Selanikli Mim Kemal bu katliama işaret ederek, „Esas bundan sonra nice kafalar gidecek!“ demişti!
Müslümanlar bu birinci işgali belki mum ışığıyla aratacak ikinci işgale son vermek için ikinci bir ayaklanmaya teşebbüs ettiler. Dış düşman ile içerideki Kemalist düşman el ele bu ayaklanmaları -sivil halka karşı katliamlar düzenleyerek- bastırdılar.

Gerçek Kurtuluşa Doğru:
Kemalistler darağaçlarının temelleri üzerine kanlı sistemlerini bina ettiler.
97 senedir kanla tazelendi ve devlet terörü ile ayakta durdurabildiler. Dışarıdaki ve içerideki düşmanlarımız; Danışıklı bir halde zamanımıza kadar kör topal bu sistemi getirebildiler.

Bundan sonrasını götürebileceklerini kendileri dahi iddia edemiyorlar. Dışarıdaki düşmanlar kendi dertlerinin üstünden gelemiyorlar ve başlarının çaresine düşmüşler. İçimizdeki kukla hainler de krizlerin içinde bocalayıp duruyorlar.

Müslümanlar olarak içimizdeki düşmanlarla başbaşa kalmışız.

Bu fırsatı iyi değerlendirelim ve kurtulalım bu Laik-Kemalizm belasından.