..............

m 201

TR AR  DE

Zafer Bayramı Neyin Nesi? Kimilerine Bayram, Kimilerine Hüzün!..



Tarihi olayları sonradan takip etmek çok zordur! Hele bir de tarihi dikta eden gücün hegemonyası ve istilası devam ediyorsa.. Gerçek tarihi bilmek, bulmak ve ortaya çıkarmak, neredeyse imkânsızdır!..

Anadolu’da sisli perdelenmiş, karanlık bir tarih öğretilir.. Ders kitaplarının arasına sıkıştırılmış, çocukların geceleri ninni kitabı olarak, karma ve karanlık bir tarih!..

Gerisine zaten müsaade de yok ve yaslarla hemen ensenize çökerler! Yani dikta bir tarih ve farklı yaklaşımlara karşı, yasakçı bir zihniyet!

Bir kurtuluştan bahsederler..
M. Kemal ile başlayan ve yine Kemal ile biten bir ’Kurtuluş Savaşında’..
Bir kişi ve tek kişilik bir senaryo.. Bütün ışıklar onun üzerinde, filmin başlangıcından sonuna kadar M. Kemal, yine Kemal, yine o, ve o..
Tarih olarak 19 Mayıs 1919 senesinde, Samsuna ’tek kişilik adam’ vapur gezisiyle, kurtarma hareketini başlatıyor!. 30 Ağustos 1922 senesinde de yine ’tek kişilik adam’ olarak, Dumlupınar’da dört günlük bir gösterişli senaryo ile, kurtarmanın final hareketi ile son buluyor!. Kurtarıcı baş roldekini, tahmin etmişsinizdir!.. Filim bir kişiyle başlıyor ve yine bir kişi ile son buluyor!.
Anlaşılan, İngilizler o bir kişinin yanına, başkalarını yaklaştırmamışlar!.

Senaryoya yine dönelim..

M. Kemal, Ankara’ya düşüyor ve asker kaçağı olarak, kendi devletine karşı isyan bayrağını çekiyor!. Osmanlı Devletine karşı hainlik yaparak, devleti içeride yıkmaya çalışıyor!. İngilizler sinsice duruyor.. Fransızlar duruyor.. Ermeniler duruyor.. Yunanlar duruyor.. Hayretler içerisinde seyrine bakıyorlar!.. Yanlış bir filmin içerisine mi düştüler?. Ya bu deli Kemal ne yapıyor? Elinde düşürmediği içkisini, biraz fazla mı kaçırdı? Yoksa kafayı bulup cepheleri mi karıştırdı?

İngilizler, sinsiliğini açığa vuruyorlar: “Yok yok, arkadaşlar sakin olun.. O bizden birisi, vapura da bizim kurmaylar bindirdi!”. Mesele çözülmüştü! Kemal kahramanı, İngiliz stüdyolarında oluşan bir yapmacık kahramandı!.. Tek başına atın üzerinde, cephedeki bütün düşmanlara karşı dünyayı kurtaran.. Fazla kabartılmasın.. Türkiye’yi kurtaran.. O zamanlarda ’Türkiye’ diye bir toprak parçası da olmadığına göre.. Ya bu kafayı bulmuş Kemal, İngilizlerin yanında, kime karşı neyi kurtardı?!
Ya bu Kemal, yoksa İngilizlerin bir adamı olmasın?!.. Bütün bu ülkeyi kurtarma oyunları da, onu kahramanlaştırmak için, sinsi bir İngiliz oyunu mu yoksa?!.

Diyeceksiniz, bu yarı mizahi edayla sunulan tezlerde ne kaynak var, ne de delil! Haklısınız.. Fakat, Kemal’in uydurulmuş tarihi senaryolarında, aynı delili ve kaynağı isteyeni, hiç görmedim!. Oysa, meseleyi biraz akıl, biraz izan, biraz da realitenin ışıltısıyla değerlendiren her akl-ı selim.. Kemal hakkında Anadolu’da öğretilen ’Yalan Tarih’ senaryolarının, kuru uydurmasyondan başka bir şey olmadığını, idrak edecektir! Bizler yine de kaynaklarımızdan sadece birini buraya alalım!.

M. Kemal, Anadolu’yu İngiliz elçiye devredecekti!
Kemal, ölüm döşeğinde acılar içerisinde kıvranırken, bir taraftan da ülkenin idaresine kimlerin geleceğini düşünüyordu! İngiliz sefiri Sir Percy Loraine’i İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’na çağırdı ve Anadolu’nun idaresini üslenmesini istedi!

İngiliz sefiri Loraine’in kendisinden, olayın seyrini dinleyelim:
The Sunday Times (London)” isimli ingiliz gazetesinin 11 Şubat 1968 tarihli sayısında Martin Gilbert tarafından yayınlanan “How Our Man Declined To Rule Turkey” isimli makalenin Türkçe tercümesidir.
“Beni hiç bir zaman bana lâyık olmayan makamda görmek istemediğini, “Beni daima en lâyık makamlarda görmek istediğini” ve beni buraya onun için çağırdığını söyledi. Hakkımda arzuladıklarını gerçekleştirmem için çok ricada bulundu. Kendisine müsbet bir cevap vermemi talep ediyordu.”


İngiltere’de Lord Halifax’a telegraf çeken Loraine, bu durumu bildiriyordu.
Loraine: “Onun en büyük arzusu kendisinden sonra “Türkiye’nin Reisi” olarak onun vazifesini üzerime almam idi. Teklifi karşısında benim nasıl bir cevap vereceğimi bir an evvel bilmek istiyordu.” (The Sunday Times (London)” 11 Şubat 1968)


İngiliz elçi bu teklifi ret edince, M. Kemal çok üzülür ve İnönü´yü yedek teker olarak, ülkenin başına dikta eder!.
Görüldüğü gibi, bizim tarihimiz maalesef, İngiliz stüdyolarında yazılmıştır!

Kahramanları da, İngiliz hayranı nice Kemaller!..


Bayrama gelince, haydin kutlayın bakalım!

İngiliz senaryosuna göre hazırlanan, şu ünlü bayramları!..