..............

m 201

TR AR  DE

Seyyid Kutub Gönüllere Taht Kurdu!



Seyyid Kutub’u dünyada tanımayan yoktur. Bütün dünya onu tanır. Halbuki Seyyid Kutub’un mezarını bilen de yoktur.

Ailesi bile onun mezarının yerini bilmemektedir. Ailesi çoğu kere „Keşke onun kabrini bilsek de ziyaret etseydik!“ demişlerdir.


Seyyid Kutub idam edildiği zaman Kahire’nin merkezi caddelerinde sekiz bine yakın
„Fi-Zilal’il-Kur’an’’ adlı tefsiri yakıldı. Mısır’da „Fi-Zılal’il-Kur’an‘‘ ve „Yoldaki İşaretler“ kitabının bulunduğu kimselere on yıla kadar hapis cezası veriliyordu. Seyyid Kutub’un kitaplarını bulunduranlar cani gibi yargılanıyordu.

Seyyid Kutub idam edildiği vakit Savt’ul-Arap radyosu idam haberini duyurduktan sonra sebep olarak şunlar söyleniyordu:
Mısır’ın ünlü şarkıcılarından Ümmü Gülsüm’ü öldürmek istediği, El Kanatır El Hayriye’yi yıkmak istediği, Kahire’de yayın yapan Kur’an-ı Kerim radyosunu bombalamak istediği, batı istihbarat ajanları ile ilişki içerisinde bulunduğu, ABD’nin uşaklığını yaptığı, batı hesabına çalışır olduğu ilan edildi. Daha sonra Savt’ul-Arab radyosu Seyyid Kutub için „Cehenneme kadar yolu var ve cehennem ne kötü bir varış yeridir!“ demiştir.

Seyyid Kutub’un idamından sonra nesiller Seyyid Kutub’un kim olduğunu araştırmaya başladılar. Böylece onun eserlerini okudular.
Şehid Abdullah Azzam’ın anlattığına göre Beyrut’ta bir matbaa iflas ile karşı karşıya kalır.
Bir Hıristiyan ona şöyle der: „Eğer matbaanı kurtarmak istiyorsan Fi-Zılal’il-Kur’an’ı bas!“


Seyyid Kutub’un idam edildiği sene Fi-Zılal’il-Kur’an’ın yedi defa baskısı yapıldı. Seyyid Kutub idam edilmezden önce ise sadece birinci baskısı yapılmıştı. Seyyid Kutub’un eserleri bir çok yabancı dile terceme edildi. Hatta bundan on sene önce Bosna-Hersek’e gittiğimizde Saraybosna’da bir kitabçıda Boşnakça’ya tercemesini de görünce hayret edip çok da sevinmiştik.

Seyyid Kutub’u ve eserlerini bu kadar etkili hale getiren sebep nedir?
Seyyid Kutub’u ve eserlerini ebedileştiren onun tavizsiz davasına sahip çıkıp hak ehli olmasındandır. Seyyid Kutub ile birlikte hapsedilen Seyyid Kutub’un kız kardeşi Hamide Kutub şunları anlatır:
„1966 yılının Ağustos ayının 28. gününde A. Nasır’ın Seyyid Kutub’a verilen idam kararını onayladığı haberi ulaştı. Hamdi el-Besyuni (Bu şahıs işkencecilerdendir) idam hükmünü bana göstererek:
„Önümüzde Seyyid Kutub’u kurtarmak için tek bir fırsat kaldı. Seyyid Kutub’un kaybedilmesi, sadece Mısır için değil, tüm İslam âlemi için bir kayıp olur. Bu yolda Seyyid Kutub’un özür dilemesi ve idam hükmünün hapis cezasına çevrilmesi yoludur. Altı ay yattıktan sonra çıkar. Haydi acele et. Belki Üstad Seyyid Kutub’u kutarabiliriz!“ dedi. Bunun üzerine ben kardeşim Seyyid Kutub’un yanına giderek: „Eğer özür dilersen idam hükmün hapis cezasına çevrilecek ve altı ay sonra hapisten çıkacaksın!“ dedim.

Bu tekliften sonra Seyyid Kutub bana:
„Ey kardeşim Hamide! Hangi şeyden dolayı özür dileyeyim? Allah için yaptığım bir amelden dolayı mı? Vallahi şayet Allah’ın dışında birisi için bu ameli yapmış olsaydım özür dilerdim. Fakat ben Allah için yaptığım bir amelden dolayı özür dilemeyeceğim. Ey Hamide! Kesinlikle şu hususta emin ol ki, eğer benim ömrüm bitmişse idam hükmü kesinlikle uygulanacaktır. Yok eğer ömrüm bitmemişse idam hükmü kesinlikle uygulanmayacaktır. Benim özür dilemem, ecelimin ne bir an geriye bırakılmasına, ne de bir an gecikmesine yarar sağlayacaktır!“ dedi.“

Yine Seyyid Kutub, kendisinin yanına gelip özür dilemesini teklif edenlere, „Münafıklar önünde eğilecek kadar alçalmadım... Bir işaret parmağı kaldıracak kadar bile boyun eğmem!“ demek suretiyle hakk ehli olma vasfını göstermiştir.

Seyyid Kutub’u idama götürürlerken, yolda idam hükümlerinin gereği olarak Hoca Efendilerden biri yanına gelir ve ona „La ilâhe İllallah“ kelimesini telkin etmeye başlar ve Seyyid Kutub’a, „Kelime-i Tevhid’i söyle!“ der. Seyyid Kutub ona şöyle der:
„Sen de tiyatroyu tamamlamak için mi geldin? Kardeşim biz La ilâhe İllah dediğimiz için idam ediliyoruz. Siz ise La ilâhe İllallah’ı söyleyerek ekmek kazanma peşindesiniz!“

İşte Seyyid Kutub ebedileşmiş ve gönüllere taht kurmuştur. İyilerin ve salih amel işleyenlerin mükâfatı çok büyüktür. Zaten onlar dünya için yaşamazlar, bu nedenle hep Allah’ın rızasını gözetirler. Allah da onları yüceleştirir.
Seyyid Kutub idam edilmeden önce onun büyük eseri sadece birinci baskıyı yaparken şehadetinden sonra onlarca baskı yapmış ve çok sayıda ki dillere terceme edilmiştir.

Allah Şehadetini kabul etsin!
Amin…