..............

m 201

TR AR  DE

İnsanın kendine yaptıklarını, hangi varlık cesaret eyler?!

Sabah kalkar bir şikâyetle, yine mi sabah oldu? Güneşin erken doğuşundan şikayete başlarız.. Oysa o güneş, görevini suistimale kalksa, halimiz ne olur? “Milyarlarca sene yandım, sana ışınlarımla hizmetimi sundum.. Bir sene de bensiz idare et, birader!..”, dese..

Halimiz ne olur, ahvalimiz ne olur?

Elimizi yüzümüzü yıkadık, çantamızı aldık, işimizin yoluna koyulduk..
Şikayetin bir yenisi.. “Daha ne zamana kadar bu işin derdine katlanacağız? Bunun ucuz yollu bir dermanı yok mudur?”


Çalışmayı kendimize yük kabul ederiz. Bu yükten kurtulmanın yolunu ararız.. En kısa yolda, en ucuz yolda ve bize en fazla getirisiyle beraberinde.. Tabiatın ruhuna ters düşen, böyle bir ortamın hayaliyle kıvranırız: “Çalışanlar hep diğerleri olsun, ben onların çalıştıklarını yemeyle meşgul olayım!..”.


Emeği başkalarından beklerken, neticesinin kendi kesemize doğru işlemesini bekleriz.

O güzel günler geldi.. Güneş doğdu.. Kalkmak zorunda değiliz artık.. Çantada rafa kaldırıldı, gençlik hatırası olarak müzelik bir numune.. Zamanın içerisinde bolluk içerisinde yüzerken, aylık rızkımızın da uçarak cüzdanımıza girdiğini görüyoruz.. Mutluyuz, huzurluyuz, hedefe varmanın..

O yaşa ve yaşlılığa ermenin sevinciyle, dört köşe..

Bu işin içerisinde yine de bir bit eniği denen, küçük pürüzler göze batıyor.. Vücudumuz kontrolümüzde değil artık.. Yürüyemiyoruz, yiyemiyoruz, kavrama kapasitemiz yavaşlamış!..


Ne oldu bizlere? Hayalimizin hakikate döndüğü bir zamanda, bu anı hiç beklemiyorduk! Yaşamanın zamanını ertelemiştik! Yaratana karşı görevlerimizi ertelemiştik! Ailemize ve çocuklarımıza yönelik mesuliyetimizi ertelemiştik!

Bu arada yaşlılığın, hastalığın ve ölümün bizi beklediğini, kolunu açmış bizi sardığını, anlayamamıştık!.. Belki de anlamak istememiştik!.. O, başkalarına gelirdi, etrafımızdaki tanıdıklara gelirdi, yakın eşe dosta gelirdi..

Ne o ?.. Yok yok.. Bize gelmeye çok erkendi.. Etrafımda bu beyaz önlüklüler kimler?..

Ağzımda, burnumda takılı borular!.. Neyin nesi bunlar?..

Hani daha nice yapacaklarım vardı!.. Eyvah!..